Sinema Edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sinema Edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2014 Salı

The Lunchbox - Dabba - Sefer Tası , Yemek, Aşk, Yaşlılık, Ölüm hakkında güzel bir film

Herşey kararında inanın. 
 Ne fazla ne de az! Kadının çaresiz arayışı, adamın mesafeli yalnızlığı, kocanın hödük dalgınlığı, çırağın şapşal ama sevimli acemiliği, ölen eşin ölçülü hatırası, annenin fedakar hasta bakıcılığı, teyzenin bilge öğütçülüğü, sefertası sisteminin tıkırında işleyişi...
Hindistan'ın başdöndürücü atmosferi bile kararında.
Kadın kocasını elinden kaçırmamak için harikulade yemekler yapar, Hindistan'ı Hindistan yapan şeylerden biri, meşhur Dabwalla- Sefertası sistemi ile iş yerine yollar. Sonuç yok, koca yine bildiğin hödük! Harvard'ın bile hatasız bularak övmelere doyamadığı sistem hata vermiş, sefertası yanlış
yere gitmiştir.
 Ama büyük sözü dinleyin azizim!

"Bazen yanlış bindiğiniz bir tren sizi doğru yolda indirir".

Senaryo harika, işlenişi mükemmel, sakin sakin akan, ama asla tekdüzeliğe pabuç bırakmayan bir film.
Sevgili Deep olmasa bu güzel filmi kaçıracaktım.
http://sadevederin.blogspot.com.tr/


The Lunchbox - Dabba - Sefer Tası
Yönetmen
Ritesh BatraYapım2013 / Hindistan /
Oyuncular Irrfan Khan, Nimrat Kaur, Nawazuddin Siddiqui


The Lunchbox - Sefertası
Yüzleri böyle güldürebilen daima aşktır vesselam!





Sefertası yanlış kişiye giderse neler olur?




Belki bir umut, hadi ama çok şey değil istediğin!



Bir kardeş daha getirmek kurtarır mı bu evliliği? Dünyada milyonlarca kadın yanlış bir 
soruya yanlış cevap arıyor.



Gözler böylesine dalarsa, sefertası imdada yetişirse.



Sebzelerin en iyisini seç, reçetelerin en iyisini uygula, mutlaka beğenen biri bulunur.



Oku bakalım ne yazmış?



Irrfan Khan


Irrfan Khan
Irrfan Khan soğukkanlı, sakin oyunuyla pasiflora etkisi yapıyor


Hint mutfağı

Filmin adı adı üstünde "Sefertası" yemekler  başrolde!  O halde  gelsin nefis Hint yemekleri.

Şu yazımda bol bol Hint yemekleri ve Hint kültüründen enstanteneler paylaşmıştım. Meraklıları tıklasın



ındian actress Nimrat Kaur
Nimrat Kaur 


Nimrat Kaur

Dağınık güzelliği ile Nimrat Kaur


22 Temmuz 2014 Salı

Bayan Jean Brodie' nin Baharı




İnsan eğitimine kafayı takmış sevgili Bayan Jean Brodie 1930'ların başında  Edinburg'da  "bir eğitim fabrikası" dediği Marcia Blaine Kızlar Okulu'nda öğretmendir.

Kuşkusuz kendisini sadece bir öğretmen olarak görmemekte, son derece cüretli bir fantazmayla  bir "gelecek yapıcı" olmaya çalışmaktadır. 
Okulda değer bularak gözüne kestirdiği kızların "hamuruna maya katmak, genç omuzlarına olgun kafalar oturtmak", yüzlerine "sakin, dingin  bir ifade" vermelerini istediği kızlarını kendi deyimiyle "kremanın kreması yapmak"  istemektedir.
Elindeki malzemeyi ayıklayarak "en iyileri" bulmakta ve onları henüz yaş bir ağaç iken şekillendirmektedir. Kendi deyimiyle " hayatının baharını, bu güzel çağını" kızlarına adamaktadır.
Oysa işlerin öyle düşünüldüğü gibi "tıkır tıkır" yürüdüğü nerede görülmüş?


Bayan Jean Brodie' nin Baharı
Bayan Jean Brodie' nin Baharı - "The Prime of Miss Jean Brodie" Muriel Spark

Ah dedim okurken, "hayatının baharındaki Bayan Brodie" bunu nasıl öngöremezsin? Kıskançlık yakar da cayır cayır yok eder her bir şeyi. İşte bak en ummadığın yerden geldi ihanet!


Gerçi  Jean Brodie'nin yanlış anladığı, aşırı anlam yüklediği tek şey sizler benim "kuluçkalarımsınız" dediği kızlarından birinin diğerini ölümüne kıskanıp "Brodie takımına" ihanet etmesi değil.
Mesela farklılık, kendine özgülük, estetik tutkunu Brodie'miz  düpedüz dönemin yükselen değeri "faşizme" sempati duyuyor. Hitler'i peygamberimsi bir figür olan Thomas Carlyle' a  benzetebiliyor, Mussoli'ninin İtalyan "Karagömlekliler"ini pek güven verici bulabiliyor. Biz ondan şöyle adamakıllı "duruşlar" beklerken, hanımefendi ve elbette aslında yazarımız bizi ters köşe yapıyor.

Buradan başladık diye Bayan Jean Brodie'yi yanlış yansıtmayı istemeyiz kuşkusuz. Neticede felaketi o anda tüm boyutlarıyla kavrayabilen insan sayısı pek azdır.
Kaldı ki henüz büyük acının - faşizmin ayak sesleri duyulmaktadır. Sonuçta kızlarına "hayır önce güvenlik gelmez, önce iyilik, doğruluk ve güzellik" diyebilen biridir o. Takım ruhundan nefret eder ve tabi bireysel duygularla resmini yapan Giotti di Bondone'yi Leonardo Da Vinci'ye tercih eder.


"Bayan Jean Brodie' 'nin Baharı"  "Tüm Zamanların En İyi 100   Romanı"  "Ölmeden Önce Okumanız Gereken 1001 Kitaptan Biri" gibi listelere girmiş, edebi değeri yadsınamayacak, kendine özgü bir kitap. 


Kitabın yazarı 
Muriel Spark'ın edebi olarak oyuncu tarafları var kuşkusuz . Örneğin  karakterleri yıllar sonrasında konuşturarak birbirleri hakkında ki düşüncelerini anlattırması, hayatın biçareliğine ve yanılgılarımıza kendine özgü ışıklar tutması. Sonra zaman içinde hoop atlayışları, zihinsel sıçramaları, karakterleri farklı zaman dilimlerinde farklı kişilere anlattırması. Nitekim takdir de görmüş, değeri de anlaşılmış.



"Bayan Jean Brodie' nin Baharı" nın yazarı  Muriel Spark

Yazarın hayatına bakınca kadın kahraman ile otobiyografik özellikler taşıyabilir hükmüne varılabilir.

"Bayan Jean Brodie' nin Baharı"nda kişisel olarak benim dikkatimi çeken  ise genç dimağlar için uyguladığı  "hedef kitle eğitimi" oldu. Ölü Ozanlar Dernegi'nin John Keating'ine benzer bir prototip Jean Brodie.  Örnek almak, hatta faydalanmak için değil de belki ilham almak içim eğitimciler, anne babalar yararlanabilir.
Tartışmasız İyi edebiyat, okunur, tavsiye edilir.

Kitabın 1969 yapımı sinema uyarlamasında Maggie Smith oynamış. 





Maggie Smith
Maggie Smith 

Kitap kapakları baş döndürücü, aralarından seçim yapmak zor.






Kızlarını elinde oynatan Jean Brodie! Öyle olmadığı anlaşılacak olan
















Bayan Jean Brodie için en büyük İtalyan ressamı Da Vinci değil daha kişisel bir resim anlayışı olan  Giotto'dur.


Giotto Di Bondone
Giotti di Bondone 





Edinburgh - Grassmarket

1930'lar, kızlarına "perspektif" kazandırmaya çalışan  Bayan Jean Brodie onları Eski Kent'e Grassmarket'e götürüyor.
Henüz  gecekondular ve sefalet içindeki Eski Kent popüler değildir ama olsun kızlar için ne gerekirse yapılmalıdır.

"Ah kızlar beni dinlerseniz sizi kaymağın da kaymağı yaparım".


Sybil Thorndike
Ünlü İngiliz aktris Sybil Thorndike



Kızlar  Sybil Thorndike gibi tavırlar takınınca Bayan Jean Brodie sinirlenir: "Uçarı bir mizaç görünce hemen tanırım!"


Bütün başarılı edebiyat karakterleri ilham vericidir. 
Bizim Bayan Jean Brodie'miz kimseden eksik kalamayacağına göre tarzının modaya yansımasına bir göz atalım.







Bayan Jean Brodie şapkası



Thomas Carlyle
Jean Brodie'nin peygambervari figürünü Hitler'e beznettiği düşünür Thomas Carlyle






Her Pazar Hürriyet Keyif ekinde "Haftanın Yenileri" köşesinden kitap önerileri okuduğum ve dikkate aldığım Çağlayan Çevik kitap yorumunda "Okuyun tekrar konuşalım" demiş. Sayesinde yeni keşfim "Bayan Jean Brodie' nin Baharı" nı okudum ve epey bir konuştum.


3 Nisan 2014 Perşembe

Uğur Böceği/Ladybırd - Edebiyat Domestik Kadınlara Ne Der?

Böyle küçücük bir kitap daha ilk sayfadan insanı avucunun içine alır da, kendini böyle bir çırpıda okutur.
D.H. Lawrence'n "Ladybird / Uğurböceği"i ilk gençlikte okunup hatmedilmiş ve zihnin derinliklerinde unutulmuştu. Bir daha okunması gerekiyormuş. Öncelikle hacim ve içerik ters orantılı kitaplardan "Uğurböceği". Yükte hafif pahada ağır. D.H. Lawrence'n yaşadığı çağla, savaşla, doğayla hesaplaşması. Etkileyici metin, hemen yanı başınızda biten roman kahramanları, küçük Kont Dionys Psenak, Lady Daphne, Basil...



Ufak tefek, "smorto" "esmer" ve hayvansı bir enerjisi olan Kont Dionys, Orta Avrupa'nın eski tuhaf aristokratlarındandır. Savaş bitmiş ve Kont Psanek  yaralı bir tutsak olarak İngiltere'de bulunmaktadır. Eski moda, yoksul, yıpranmış,  İngiltere'nin ta kendisi sayılan ve halen saygı duyulan aristokrat Beveridge'lerin kızı Lady Daphne  eski dostluklarına binaen onunla ilgilenir, sık sık ziyaretine gider.
Egzotik bir çiçek kadar güzel Daphne konttan nefret eder ama uzak duramaz. Bu dar alınlı, tarih öncesi kölelerin ırkından gelen karanlık tabiatlı, soylu adam yani Kont Psenak bir kuzey rüzgarı altında gibi  üşütmektedir onu.


Savaş sonrası yaralı bedenler kadar yaralı ruhlarında sağaltılmaya çalışıldığı ümitsiz, acı dolu zamanlardır. Ve küçük kont uğursuzca, nesli tükenen yaralı bir hayvan gibi gizli bir öfke ile dolu olan Daphne'yi kendi karanlığına çekecektir. Daphne'yi gündüz hiçbir gücü olmadığından sadece gece karanlığında sahip olabileceği yeraltı dünyasının kraliçesi yapmaya gelmiş bir Mısırlı tanrı/ kraldır Kont Psenak.



Metni üstten okursanız gayet rahat ilerler, zevkli bir okuma yaparsınız, yok ben daha derin bir okuma istiyorum derseniz zengin çağrışımlar sizi bekliyor (kontun esmer, ufak tefek yakışıklılığı ile Lady Daphne'nin uzun endamlı, yeşil mücevher göz, beyaz zambak endamı arasındaki tezat, kontun karanlıkla ilişkisi düşünüldüğünde uğurböceğinin öyle göründüğü gibi  çicek böcek çağrıştıran sevimli bir imge olmaktan çıkması, bataklıkta bir avcıya aşık olan bir kuğunun şarkısı ve daha ne çift anlam yüklü imgeler.)


              Hemen film kastını yapıverdim zihnimde.
Lady Daphne'yi Joely Richardson  oynasın dedim bir de ne göreyim D.H. Lawrence'ın aynı isimli kitabından uyarlama "Lady Chattarley" için onu uygun görüp oynatmışlar.


Joely Richardson Vanessa Redgrave'in kızı aynı zamanda





Gördüğünüz gibi Vanessa Redgrave kızlarıyla 





Karanlık Kont Psenak'ı oynamak tabi ki Johny Deep'in hakkı



Johny Deep tıpkı karanlık bakışlı kont gibi "soyuyla soylu değil doğasıyla soylu" .



Kont Psanek aile arması "uğurböceği" olan bir aristokrat. Uğurböceğinin soyu ise Psanek'lerden daha eski, ataları Mısır'daki Firavunlara kadar gizemli bok böceğinden geliyor. Aslında bu böcek yuvarladığı gübre ile dünyanın döndüğünü Mısırlıların aklına ilk düşüren yaratıklar.
Kitaptan bir alıntı:
"Bir uğurböceğinin pençeleri arasında yuvarlanan dünya. Çok cazip bir fikir değil mi?"




Çocukken bir uğurböceği gördüğünüzde nasıl sevindiğinizi hatırlayın.



Dibinde altın bir  yılan ve üstünde iğneyi itmek için yeşil taştan bir uğurböceği olan bir dikiş yüzüğü hayal edin. Kontun  hediyesi olan bu aile armalı dikiş yüzüğüyle Daphne ona bir iç gömlek diker. 




Kitaptaki uğurböcekli yüzük değilsede...



Şüphesiz Lady Daphne domestik bir ev kadını değildi,
ama yinede uğurböceği armasını kontun

gömleğine işledi



Kontun ailesinde gömleklerini sadece kendi kadınları diker ve üzerine uğurböceği armasını ve adının baş harflerini işlermiş.



Ladybird/Uğurböceği


Yazarı unutacak değiliz.

D.H. Lawrence




Sıra geldi edebiyatın güzel sanatlar, moda ve tasarım dünyasına yansımasına.

Sanatın yada yaratıcılık gerektiren tüm disiplinlerin edebiyattan beslenmesi gerekir diye düşünenlerdenim. Yoksa olmaz, olmuyor.

İşte D.H. Lawrence'ın "Uğurböceği" nden modaya, tasarıma ne hediyeler gidebilirdi. Hayal edelim.

Bir çift minik Ladybird/Uğurböceği küpe



Ladybird/Uğurböceği
kadar sıradışı potinler


Diyelim ki "Ladybird/Uğurböceği"ni
okumuş olsun









Bu tabaktan yiyen çocuğa büyükkannesi"Ladybird/Uğurböceği" ni okumuş olsun



















7 Şubat 2014 Cuma

Sök Al Bu Kalbi - Arabesk Değil Kitap Adı


"Sök Al Bu Kalbi" bir Meksika şarkısının ve aynı zamanda kitabın adı. Kitap yükselirken alçalan bir çiftin ama aynı zamanda alçalırken bile dik durabilen bir kadının "Catalina" nın  efsane Meksika devrimi üzerinden anlatımı.

Dışarıdan bakınca "yarı deli" ama annesine bakılırsa "pervasız"  Meksikalı bir general olan Andres ile  ondan yirmi yaş küçük, güzel, alımlı ve tersine bir "Eva Peron" olan karısı Catalina'nın Latin Amerika usulü
yükselişi ve aslında düşüşlerinin hikayesi.


Bu güzel şey okunmayı hak ediyor!



Catalina  Meksika'nın Puebluo şehrinin kemerlerinde on beşinde tanışıp  evlendiği generalinin uzun yolculuklarına, eski karılarından hatıra olarak getirdiği çocuklarına, güya yoksul bir sütçü iken içinde olduğu devrime ait çoğu palavra olan hikayelerine yavaş yavaş alışacaktır. 


Güzel ve alımlı Catalina kumpas siyasetini  Meksika'nın Coetzalan daglarinda, tozlu Zacatland, Teziutlan, Atencingo yollarında Generali'nin vali olması için çabalarken yavaş yavaş öğrenecektir.

Bu kumpas siyaseti  bana fena halde bizim siyaset alışkanlıklarımızı hatırlattı ya, neyse geçelim!

 Generalin yükselişi çok pis ve kanlı olacaktır; işte o eski zengin aileye ait olan şu binayı,  zavallı, yoksul mirasçısını tehdit ederek ele geçirmiştir, kaldırım döşerken kullandığı en gözde malzeme düşmanlarının cesetleridir, kızdığı gazetecilerin ölü bedenleri Pueblo'nun kemerlerinde bulunur... 

Generalin sosyal hayatı boy boy gazetelerde arz-ı endam eder: General güzel karısı ile onarılan yetimhanenin açılışı sırasında, kadın hakları, işçiler, köylüler konusunda ateşli konuşmalar yaparken ya da Kızılderililerin şefleri ile kamulaştırılan toprakları ile ilgili "toprak, adalet ve mucize" ile ilgili konuşurken çekilen fotoğrafları. Generalin iş bağlantıları vardır ve bu bağlantılar kesinlikle siyasetten bağımsız değildir. Ve general arkasında ufak işaretler bırakmayı sever! Eğer cenazeye kapıdan giremeyecek büyüklükte bir çelenk gönderdiyse herkes zavallı adamı onun öldürttüğünden ya da ölümünden bir çıkar sağladığından emin olur. Ve bu işaretler daha da çok korku salmak için elverişli ipuçlarıdır. 

Catalina başkan yardımcılığına kadar yükselecekleri bu yolda işaretleri takip etmeyi çabuk öğrenir. Tabi başka şeyleri de; savunma bakanının şişman karısına ne kadar güzel göründüğünü söylemeyi, muhalif gazetecilerle kişisel dostluklar geliştirmeyi, generale kendice kafa tutmayı ve başka aşklara yelken açmayı. 

Harika bir kitap "Sök Al Bu Kalbi". Meksika devriminin akıbetine en azından bir göz atmak atmak için, iyi bir fırsat. 
Okuyun, kaybetmezsiniz!





1985'de Mazatlan ödülü alan "Sök Al Bu Kalbi" Latin Amerika'da hit olmuş ve bir çok dile çevrilmiş








KİTABIN ORTASINDAN


Kitaba bir göz atmak isteyenlere için bir
pasaj.





Bol ödüllü kitabın yazarı Meksikalı Angeles Mastretta sıkı bir feminist, aynı zamanda gazeteci ve televizyoncu   




Chiles En Nogada

Catalina'nın General'e yaptığı bir Meksika yemeği.




KİM OYNASIN?


Ben kim oynasın diye aranıp dururken meğer kitabın filmi çekilmiş de haberimiz yokmuş.


"Arráncame la vida"  "Sök Al Bu Kalbi" 2008 yılında gösterime girmiş






 Claudia Talancón, Daniel Giménez Cacho


Filmin ancak fragmanını izleyebildim, ancak o kadarı bile Catalina ve General havasına girmeye yetti



Çetin ceviz Catalina

                  
Alfred Molina






Benim "yapımımda" şeytan tüylü Generalimizi "Çikolata" filminden de tanıdığımız Alfred Molina oynuyor!


Meksika deyince ilk akla gelenler: Siesta, tekila, hasır şapka, tacos,  efsane sanatçı ve Frida Kahlo'nun sevgilisi Diego Rivera'nın duvar resimleri.




Diego Rivera'nın en meşhur duvar resimlerinden
E
miliano Zapata







Diego ve Frida'nın dillere destan,
fırtınalı, hikayesi bol büyük aşkı. 




Emiliano Zapata'nın ruhu halen daha Meksika'nın üzerinde asılı duruyor





Ünlü "Viva Zapata" yı Marlon Brando oynamıştı







 Meksika temalarından ilham almak





Diyelim ki bir Meksika mutfağı


Monica'nın Meksika personası




Meksika sanatı naif ve renkli



Sıradışı teknikler kullanılarak oluşturulmuş eserler








Muhteşem Meksika çinileri





Meksika devrimi sanatçılar için bitmez esin kaynağı







Meksika turizmine oryantalist bir katkı




                      Eugenia Leòn Arráncame la vida

Kitabın ismine ilham veren o ünlü şarkı "Sök At Bu Kalbi" 


"Arráncame la vida" Eugenia Leòn'un sesinden


Catalina o çılgın gecede generalin gazabının geleceğini anlamaksızın sevgilisine bu şarkıyı söyler, söyletir. Sonuç hüsran tabi!



Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts