23 Temmuz 2013 Salı

Pearl Drops Diş Macunu - İnci Damlası / İnci Gibi Dişler

Pearl Drops - İnci Damlası

Doğruya doğru; ben tasarımına tav oldum. O kocaman, eli yoran, yok az sıktın, yok çok sıktın yok ortasından kullandın diye aile kavgalarına yol açan diş macunlarına göre kullanımı gayet rahat. 50 ml lık şişesi çantaya atmalık. Evet tasarımı harika, zarifçe açılan kapağı, birden fışkırmayan tüp ağzı, ters ama düşmeden duran gövdesi. Az yer kaplıyor.

Tasarım işte tasarım! Diş macununda bile tasarım bir adım öne geçiriyor.


Siz kardeşsiniz, güzel güzel!


Pearl Drops günlük kullanımın hafif bir tadı var, ağzı cayır cayır yakmıyor. Ağzınızı çalkaladıktan sonra bir müddet tadı ve ferahlatıcı etkisi devam ediyor. Bu da iyi bir şey bence.
İddiasına gelelim. Normalde ne lazımsa onu yapıyor işte; temizliyor evet bir miktar beyazlatıyor evet parlatıyor.

Çay ve kahve lekeleri için hazırlanmış olan Pearl Drops Çay & Kahve akılda diş minelerine zarar verir mi sorusunu getirmiyor değil. Bu konuda karar verecek konumda da değilim açıkçası. 
Ancak benim açımdan beyazlatma konusunda çok büyük bir değişimden ziyade genel bir iyileşme oldu. Bunu da ürünün agresif bir beyazlatma stratejisi ile hazırlanmamış olmasına bağlıyorum. Bu benim için olumlu.

Fazla miktarda çay ve kahve tüketmekten ötürü dişlerinde leke ve kararma yaşayanlara tavsiye edebilirim.

Fiyatlar çeşitli yine. 

Pearl Drops Daily Pro Whıte  
                            ve                           
Pearl Drops Çay & Kahve Daily Diş macunu 50 ml

 7.00 - 12.00 tl aralığında.

İçeriği aşağıda.

İçerik o denli küçük yazılmış ki okumak çok zor


Ah bu arada diş macununu elime aldıkça Jamaika asıllı İngiliz yazar Zadie Smith'in  "İnci Gibi Dişler" kitabı aklıma geliyor. Hayır okumadım, ama ismi hoşuma gider. Çağrışımlar, çağrışımlar...




Zadie Smith - Bildiğin Zahide


Yazarın dişleri gözüken hiç bir fotoğrafını bulamadığımı belirtmek isterim!


18 Temmuz 2013 Perşembe

Google+ Hikayem / Bin kere Pişman Olmak





Gerçekten neyime!

Sadece profilimi değiştirmek istemiştim.
Google+ profilimde özel adım yerine bloğumun ismini kullanmak (ki bu şekilde kullananlar var) üzere çeşitli değişiklikler yaptım ve kulağımın üzerine yattım.
Bir kalktım ki ne göreyim bloğum askıya alınmış, yerinde yeller esiyor.
Bloğunuz askıya alınmıştır ifadesinden başka, bir de standart bir e-mail göndermişler.
Hemen  bir bilene sordum, e-mailler gönderdim, araştırdım, soruşturdum . 
Bir kaç gün sonra bloğum gökten zembille indi ama 
onca emek verdiğim, seçimi, dizimi, aralıkları, alt yazıları  için onca ter döktüğüm fotoğraflarım uçmuş. 
 Fotoğraflarım yok, yok.
Neredeyse bir hafta böyle geçti.
Hah, sihirli bir el bana eski bloğumu geri verecek, işler kendiliğinden hallolacak sanıyordum.

Tabi kendimi kandırıyordum.

Gerçeği anlayıp "ya allah bismillah"diyerek tüm fotoğrafları bloğuma tekrar yükleme sürecim çok acı oldu gerçekten!

Bir kere hangi fotoğrafları kullandığımı hatırlamak için hafızamdan ve resim altı yazılarından başka yardımcım yoktu. Bazı fotoğraflar arşivimden silinmişti vs. vs.
Eski yazılarımın tümünü tekrar elden geçirmek zorunda kaldım.

Bu hengamede  bazı fotoğrafları bulamadığım için yükleyemedim, yeniden yüklerken farkına varmadığım hatalar da yapmış olabilirim, yanlış fotoya yanlış alt yazı da koymuş olabilirim. Gerçi bir açıdan da iyi oldu, gözümden kaçan yanlışları düzelttim, bazı postlara yeni resimler yükledim.

Neyse uzatmayayım ama güzel güzel postlar için çalışmak varken eski yazılarımla baştan uğraşmak zorunda kalmak bir nevi iğneyle kuyu kazmak gibi bir şey.

Olası karışıklıklar ve yanlışlıklar için şimdiden özür.


8 Temmuz 2013 Pazartesi

Gelir Ramazan Ağırdan / Baltaları Gömme Zamanı (palalar dahil)

Ramazan ağır ağır geldi. Şimdi gerçek veya mecazi tüm baltaları gömme zamanı (palalar dahil). 


Ramazan sükuneti, düşüncesi, ruh hali, birebirliği, ağrısı, sızısı, midenin isyanı ki aslında nefsin isyanı, halsizliği, zayıflığı ve daha neleri ile geldi.

Hoş geldi safa geldi. Başımın üstünde yeri var.




Yaz ramazanları birazda çocukluğumuz. Öğlene kadar tutulan çocuk orucunu gerçek sanma, derelere yatma, karpuzları suya salma, amca, teyze, yeğen oruçsuzlar dahil cümbür cemaat iftar açma, teravihi çabuk kıldıran hoca aramak demekti. Mukabele okunan evlerde (küçümseyenleri, amaan anlamadan okuyorsunuz diyenleri de ben anlamam sanki her gün meal, tefsir okuyorlar), kapı açma, konu komşuya, yer gösterme, Hasibe Hanım Teyze'nin anahtarına göz kulak olma dahil olmak üzere epey yol yordam öğrenilir. Kuran tilavetiniz ilerlediği gibi bonus olarak Yasin, Amme, Tebareke gibi sureleri yedeğe alırsınız. Hem mukabele sonrası çok güzel muhabbet olur benden 
söylemesi.




İftara bir saat anca kalkan delikanlılara bıyık altından tebessüm eden, sigara başına vuranların damarına basmamaya gayret eden, oruçla işi olmayanları görmezden gelen eski toprak yengelere selam olsun.

Yılmaz Erdoğan'ın "Vizontele" si ya da Ayfer Tunç'un o güzel "Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek" kitabındaki ortamlar vardı gerçekten.

Amaann nostalji de hiç sevmem, şimdi de ne yaparsan  o güzel olur. Maksat niyetin olsun.

Bugünün nostaljisini de yapanlar çıkar yirmi yıl sonra elbette.
Nasıl nostalji yapacaklar acaba dedim de "pideyi kim alacak", "sen git ben git", "Nagihan Teyze beni öne geçirdi, millet ters baktı söyle bi daha yapmasın", "Cübbeli" esprileri yeter yahu!

Biz şimdi işimize bakalım, tutabilenler güzel güzel orucunu tutsun, kılabilenler (ki bu fakir her zaman ki gibi alaca tutar, kılar) huşu ile namazını kılar, abartmadan tarhanalı, salatalı, pideli ille de çaylı ama ne olur mütevazi iftarlar hazırlansın.





İftara beş kala kabul edilmeyecek dua yok gibi hissedelim, iftarı açtık ilk yudumu tattık, cennette gittik haberimiz yok diyelim.

Gözler derinleşsin, bakışlar bulanıklaşsın, vücutlar ağırlığını yitirsin ruhlar kanatlansın, her bir organımızı tek tek hissedelim, normalde yüzüne bakmadığımız taamlar bir kıymete binsin, bir kıymete binsin.




Kıymetini anlayalım!

 Allahaşkına tutmayana, kılmayana, örtmeyene kimse bulaşmasın, yaa bi kendi işimize bakalım! Yok karşımda yemesinde içmesinde, saygı duysun da (karşında yiyorsa bu da imtihanın bir parçası değil mi güzel kardeşim) geçin bunları birine çatmaya, adam dövmeye yer arıyorsanız ayrı! 


Ne demiştik baltaları gömelim, hepimiz!



Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts